Termessos: Güllük Dağı'nın Zirvesinde Bir Antik Kent

Sarp kayalıklara yaslanan kalıntıları ve kesintisiz dağ manzarasıyla Termessos, tarih ile doğanın iç içe geçtiği bir Pisidya kentidir.

Güllük Dağı'nın yüksek yamaçlarına tutunmuş Termessos, çevresini saran dik kayalıklar ve geniş dağ manzarasıyla Türkiye'nin en etkileyici antik kentlerinden biri olarak kabul edilir. Antalya'nın yaklaşık otuz kilometre kuzeybatısında, Döşemealtı ilçesi sınırlarında bulunan kent, deniz seviyesinden bin metrenin üzerindeki bir vadinin içine kurulmuştur. Bu yüksek ve eğimli konumu nedeniyle "kartal yuvası" benzetmesiyle anılır. Antik dönemde Solymos adı verilen dağın dorukları arasına yerleşen Termessos, hem arkeolojik sit alanı hem de milli park sınırları içinde kalmasıyla ülkedeki ender örneklerden biridir; bu sayede kalıntıları büyük ölçüde el değmemiş biçimde günümüze ulaşmıştır.

Solymos'un Doruklarında Kurulan Bir Kent

Termessos'u, Anadolu'nun en eski topluluklarından Luvilerin soyundan geldiği düşünülen Solymler kurmuştur. Pisidya bölgesinin "Milyas" diye anılan güneybatı kesiminde konumlanan kent, Pisidya ile Likya bölgelerinin kesişme noktasına yakın bir yerde bulunur. Homeros'un İlyada destanında kentin adı geçer; anlatıya göre Yunan kahramanı Bellerophon, Likya kralı tarafından Termessos'u ele geçirmekle görevlendirilmiştir. Tarihçi Strabon ise halkın kendisini Solymoi olarak adlandırdığını, bu adın zamanla Zeus ile özdeşleştirilen yerel tanrı Solymeus'tan türediğini aktarır. Dağın zirvesine yakın, savunması kolay ve kuşatılması zor bir yerleşim kurmayı seçen Termessoslular, bu tercihleriyle kentin kaderini yüzyıllar boyunca belirlemiştir.

Büyük İskender'in Aşamadığı Surlar

Kentin tarih sahnesine asıl çıkışı MÖ 333 yılında yaşanır. Pamfilya'dan Phrygia'ya ilerlemek isteyen Büyük İskender, güzergâhı üzerindeki Termessos ile karşı karşıya gelir. Antik yazar Arrian'ın aktardığına göre vadinin iki yakasındaki yükseltileri tutan Termessoslular yolu kapatmıştır; İskender, gece düzenlediği bir hamleyle geçidi açmayı başarsa da surların önüne geldiğinde kenti kısa sürede ele geçiremeyeceğini anlar. Bunun üzerine ordusunu Sagalassos yönüne çevirir. Böylece Termessos, Sillyon ile birlikte İskender'in Anadolu'da ele geçiremediği ender kentlerden biri olarak tarihe geçer.

Roma Döneminde Korunan Özerklik

İskender'in ölümünün ardından kent, bir süre Ptolemaiosların eline geçer. Generaller arasındaki iktidar mücadelesinde yenilen Alketas, Termessos'a sığınır; kenti kuşatan Antigonos, Alketas'ın teslim edilmesini ister. Yaşanan tartışmalar ve teslim kararı üzerine kentte büyük bir kargaşa çıkar, kaynaklar Alketas'ın ölümünü ve gençlerin şehri ateşe verişini anlatır. MÖ 189'da komşu İsinda kentini ele geçiren Termessoslular, İsinda halkının şikâyeti üzerine Roma kuvvetleri komutanı Manlius Vulso tarafından cezalandırılır. Buna karşın MÖ 71'de Roma ile "dostluk ve ittifak" ilişkisi kuran kent, işlerinde bağımsız hareket etme ve kendi yasalarını yapma hakkını Roma Senatosu'ndan alır. MÖ 36-25 arasında Galatlı Amyntas yönetiminde kalsa da, Roma İmparatorluk döneminde dahi özerkliğini sikkelerine imparator portresi yerine kendi kahramanlarını ve tanrılarını basarak vurgulamıştır.

Anıtsal Yapılar Arasında Bir Yürüyüş

Kalıntılar, Antalya-Korkuteli karayolu yakınındaki Hellenistik dönem surlarıyla başlar ve zirveye doğru uzanır. Patika boyunca ilerleyen ziyaretçiyi önce İmparator Hadrianus zamanında yapılmış İon düzenindeki tapınağın basamakları ve anıtsal kapısı karşılar. Aşağı kentin surları ile su kaynağının bulunduğu bölgeden yükseldikçe, birinci katı kısmen ayakta duran gymnasium'a ulaşılır; hemen yanında dükkânların sıralandığı sütunlu cadde ve kentin gelişmiş altyapısını gösteren kanalizasyon kanalları görülür. Düzlüğe çıkıldığında agorayı, batısında II. Attalos döneminde inşa edilen Dor düzenindeki stoayı ve yamaca yaslanarak Antalya Körfezi'ne bakan tiyatroyu görmek mümkündür. Tiyatronun yaklaşık yüz metre güneybatısında çatı seviyesine kadar ayakta kalan meclis binası, doğusunda ise kayaya oyulmuş, birbirine geçişli beş büyük sarnıç yer alır. Güneybatıda ise cephesi Dor düzeninde olan ve kapısındaki kitabeden dolayı "Kurucunun Evi" adını alan villanın kalıntıları bulunur.

Nekropol: Kentten Büyük Bir Mezarlık

Termessos'un en dikkat çekici bölümlerinden biri, kentin kendisinden bile geniş alana yayılan nekropolüdür. Yaklaşık üç bin lahit ve mezar yapısının tespit edildiği bu alanda dokuz yüzden fazla yazıt bulunur. Mezarların çeşitliliği ve bezemeleri oldukça zengindir; savaşçı kimliği yansıtan kalkan motifli lahitler geniş yer kaplar. İskender'in komutanlarından Alketas'ın mezarı, Antiochis adlı bir kadının ailesi için yaptırdığı kabartmalı anıt mezar ve Antalya Müzesi'nde sergilenen "Köpek Lahdi" bu alanın öne çıkan eserleridir. Stefanos adlı bir köpeğe sahibesi Rhodope tarafından yazılan şiirsel kitabe, benzerine az rastlanan bir örnek olarak ayrı bir değer taşır.

Doğayla İç İçe Bir Açık Hava Müzesi

Kent, aynı adı taşıyan Güllük Dağı Milli Parkı'nın içinde yer alır. Park, zengin bitki örtüsü ve soyu tehlike altındaki türleri barındırmasıyla adeta bir açık hayvanat bahçesi görünümü sunar; ziyaretçiler sincap, tilki, geyik ve özellikle yaban keçisi görebilir, Termessos çiğdemi gibi endemik bitkilerle karşılaşabilir. Sarp coğrafyası ve milli park statüsü nedeniyle bugüne kadar kapsamlı bir kazı yapılamamış olması, kenti Türkiye'nin en bakir ören yerlerinden biri hâline getirmiştir. Su sorunu ve salgınlar nedeniyle halkın bölgeden ayrıldığı geç Roma döneminden sonra kent sessizliğe gömülmüş, üzerine yeni bir yerleşim kurulmadığı için depremlerin yol açtığı tahribat dışında oldukça sağlam kalmıştır. Bu özellikleriyle Termessos, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde de yer alır.

Ziyaret İçin Pratik Notlar

Antalya-Korkuteli karayolunun yaklaşık yirminci kilometresindeki levhadan sola sapılan özel bir yolla, dik ama araçla geçilebilir yaklaşık dokuz kilometrelik bir güzergâhın ardından otoparka ulaşılır. Buradan kent merkezine kadar taşlı bir patikada yirmi-otuz dakikalık bir yürüyüş gerekir. Yol boyunca kalıntıların serinliğinde mola verip manzaranın tadını çıkarmak, ziyaretin en keyifli bölümlerinden biridir. Sağlam yürüyüş ayakkabısı giymek, özellikle yaz aylarında yanınıza yeterli su almak ve şapka bulundurmak önemlidir. Alan içinde yiyecek tüketmemeye, çöp bırakmamaya ve kalıntılara zarar vermemeye özen göstermek, hem doğanın hem de binlerce yıllık mirasın korunması açısından büyük önem taşır.

Antalya
Şehirler

Antalya

Turkuaz Akdeniz kıyıları, antik kentleri, şelaleleri, kanyonları ve tarihi Kaleiçi ile Antalya, doğa ve tarihi aynı coğrafyada buluşturur.

Akdeniz Bölgesi
Bölgeler

Akdeniz Bölgesi

Turkuaz koylar, yüksek dağlar, antik kentler, kanyonlar ve uzun sahil şeridiyle Akdeniz, Türkiye’nin en çeşitli doğal ve tarihi coğrafyalarından biridir.

Uludağ: Bursa'nın Zirvesinde Kayak, Doğa ve Milli Park
Görülmeye Değer Yerler

Uludağ: Bursa'nın Zirvesinde Kayak, Doğa ve Milli Park

Marmara Bölgesi'nin en yüksek noktası olan Uludağ, kış sporları ve doğa yürüyüşlerini aynı çatı altında buluşturan, Bursa'nın en çok tercih edilen doğa merkezidir.

Antalya Rehberi: Akdeniz'in Başkenti ve Antik Kentler
Şehirler

Antalya Rehberi: Akdeniz'in Başkenti ve Antik Kentler

Antalya, Akdeniz kıyısında tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir şehirdir. Kaleiçi'nden antik kentlere kadar keşfedilecek pek çok yer sunar.

Köprülü Kanyon: Antalya'nın Rafting ve Doğa Sporu Merkezi
Görülmeye Değer Yerler

Köprülü Kanyon: Antalya'nın Rafting ve Doğa Sporu Merkezi

Antalya'nın Manavgat ilçesindeki Köprülü Kanyon, dik kayalıkları, serin nehri ve tarihi köprüleriyle rafting başta olmak üzere pek çok doğa sporuna ev sahipliği yapan bir milli parktır. Kanyon, hem yeni başlayanlar hem de deneyimli macera severler için zengin bir açık hava deneyimi sunar.

Antalya: Akdeniz'in Turizm Başkentinde Tarih ve Doğa
Şehirler

Antalya: Akdeniz'in Turizm Başkentinde Tarih ve Doğa

Torosların denize kavuştuğu körfezde kurulan Antalya, antik kentleri, şelaleleri, koyları ve turunçgil kokan mutfağıyla tarih ile doğayı aynı gün içinde yaşatan bir şehir.