Narman Peribacaları

Erzurum'un Narman ilçesinde yer alan Narman Peribacaları, kızıl tonları ve keskin vadileriyle Doğu Anadolu'nun en şaşırtıcı doğal oluşumlarından biridir. Yöre halkının "Kırmızı Periler Diyarı" dediği bu alan, rengi ve yapısıyla Kapadokya'dan belirgin biçimde ayrılır.

Erzurum'un kuzeydoğusundaki Narman ilçesi, çoğu gezginin rotasında ilk sıralarda yer almasa da sınırları içinde Türkiye'de eşine az rastlanan bir manzarayı barındırır. İlçe merkezinin güneyinde, Narman-Pasinler karayolunun yaklaşık yedinci kilometresinde başlayan kızıl vadiler, yöre insanının "Kırmızı Periler Diyarı" adını verdiği Narman Peribacalarını oluşturur. Erzurum kent merkezine kuş uçuşu yaklaşık 90 kilometre, Narman'a ise sadece birkaç kilometre uzaklıkta olan bu alan, ilginç yer şekillerini aramak için saatlerce yol gitmeyi gerektirmeyen, görece kolay ulaşılabilir bir doğa durağıdır.

Kızıl sütunların doğuşu

Narman Peribacalarını özel kılan şey yalnızca görüntüsü değil, nasıl meydana geldiğidir. Yapılan jeolojik incelemeler, oluşumun temelini milyonlarca yıl öncesine, Pliyosen dönemine dayandırır. Günümüzden yaklaşık 2,5-3 milyon yıl önce akarsuların bir çökelme havzasına taşıdığı kum, çakıl ve ince taneli malzemeler zamanla üst üste birikerek kalın tortul katmanlar halinde sıkışmıştır. Rüzgârın, yağmur sularının ve sıcaklık farklarının bu katmanları yüzyıllar boyunca aşındırması sonucu bugünkü sütunlar ve dar vadiler ortaya çıkmıştır.

Burada dikkat çeken ayrıntı, oluşumun kökenidir. Kapadokya'nın peribacaları volkanik kökenli tüf tabakaları üzerinde gelişirken, Narman'daki yapılar tortul kayaçlardan, yani akarsuların taşıyıp biriktirdiği malzemeden meydana gelmiştir. Bu sedimanter köken, iki bölgeyi birbirinden ayıran en belirgin özelliktir. Alandaki kumtaşı, çakıltaşı ve çamurtaşı katmanları farklı sertliklerde olduğundan, aşınma her yerde aynı hızda ilerlememiş; altta görece yumuşak gövde, üstte ise onu koruyan daha dirençli bir şapka ya da takke kalmıştır. Peribacalarının karakteristik mantar ve sütun biçimleri bu dengesiz aşınmanın ürünüdür.

Rengi veren demir

Bölgenin adını aldığı kızıl tonlar, tortul tabakaların içindeki demir elementinden kaynaklanır. Yer altındaki demir, oksijenle temas ederek oksitlenmiş ve kayalara kiremit ile pas arasında değişen kızıl, kırmızımsı kahve bir renk kazandırmıştır. Bu renk hava koşullarına göre değişkenlik gösterir; güneşli bir günde katmanlar daha parlak bir kızıla bürünür, alan ıslandığında ise tonlar derinleşip koyulaşır. Bu oynak renk geçişleri, Narman Peribacalarını fotoğraf için ilgi çekici bir konu haline getirir.

Oluşumlar yer yer 10-12 metreye varan yüksekliklere ulaşır. Ancak asıl etkileyici olan, tek tek sütunlardan çok bu sütunların içinde konumlandığı geniş vadi sistemidir. Alan, birbirine bağlanan vadiler boyunca uzanır ve yürüyerek keşfedildiğinde çok daha zengin bir deneyim sunar. Dik yamaçlar, dar geçitler ve yükselen kızıl duvarlar bir arada ilerledikçe manzara sürekli değişir; bir noktada geniş bir açıklığa, biraz sonra yeniden kıvrılan bir vadi yatağına çıkılır.

Açık hava müzesinde gezinmek

Narman Peribacaları, kapalı bir ören yeri ya da çitle çevrili bir sergi alanı değildir. Gökyüzünün altına yayılmış, kendi hâlinde duran bir coğrafya parçasıdır. Ziyaretçiler burada yürüyüş parkurlarıyla karşılaşmayı beklememeli; çoğu kişi vadi kenarındaki uygun noktalardan manzarayı izler, kızıl yamaçların arasında dolaşır ve oluşumların yakınına kadar gidip ayrıntıları inceler. Ortam büyük ölçüde sessizdir; burada duyulan başlıca ses rüzgâr ve uzaklardan gelen doğa sesleridir. Manzaranın gösterişli biçimde ABD'deki Colorado Nehri'nin açtığı Büyük Kanyon'a benzetilmesi boşuna değildir: kızıl tabakaların katman katman yükseldiği dik yamaçlar, iki bölge arasında ilk bakışta bir akrabalık hissi uyandırır.

Alan, 2018 yılında tabiat anıtı olarak ilan edilmiş ve çevresiyle birlikte koruma altına alınmıştır. Daha önce UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından dünya geçici miras listesine alınan bölge, zaman zaman yerel halk tarafından mera olarak da kullanılır. Bu nedenle gezi sırasında oluşumların yüzeyine tırmanmamak, onlara ağırlık vermemek ve kırılgan yapıyı zedeleyecek davranışlardan kaçınmak önemlidir. Tortul kayaçlar sanıldığından kırılgandır; bir kez zarar gören bir sütun kendini kısa sürede yenileyemez.

Gezi planlarken dikkat edilmesi gerekenler

Narman Peribacaları, Doğu Anadolu'nun yüksek rakımlı ve karasal iklimli bir köşesinde yer alır. Kışın bölge kar altında kalır ve karlı günlerde kızıl kayalarla beyaz örtünün oluşturduğu kontrast, alanı bambaşka bir görünüme kavuşturur. Yaz ayları ise gezinti için daha elverişlidir; ancak güneşin açık olduğu saatlerde gölge bulmak zor olabilir. Zemin yer yer gevşek ve kaygan olabileceği için sağlam tabanlı ayakkabı tercih etmek, rüzgârlı havalarda ise dikkatli olmak gerekir. Bölgeye ulaşım karayoluyla sağlanır ve alan ilçe merkezine yakın olduğundan günübirlik bir ziyaretle rahatça görülebilir.

Peribacaların bulunduğu vadiyi gezerken alanın genişliğini hissetmek için zaman ayırmaya değer. Kimi ziyaretçiler kızıl vadilerin arasında atla dolaşmayı tercih eder; bu, alanı farklı bir açıdan görme imkânı sunar. Fotoğraf çekmek isteyenler için en verimli ışık genellikle günün erken ve geç saatlerinde yakalanır; o vakitlerde katmanlardaki kızıl tonlar daha belirgin hale gelir.

Çevrede görülebilecek yerler

Narman Peribacalarını Erzurum gezisinin tek durağı olarak planlamak yerine çevredeki diğer yerlerle birleştirmek rotayı zenginleştirir. İlçenin bağlı olduğu Erzurum, tarihi yapıları ve kış sporlarıyla tanınan, bölgenin en büyük kentidir; kent merkezindeki Çifte Minareli Medrese, Erzurum Kalesi ve tarihi çarşı çevresi bu yolculuğa kültürel bir katman ekler. Narman'a komşu ilçelerden Pasinler, aynı karayolu güzergâhında yer alır. Yörenin bir diğer tanınmış değeri ise Oltu ilçesi ve oradan çıkarılan Oltu taşı işçiliğidir. Güzergâhı biraz daha genişletmek isteyenler için Erzurum'un kuzeyinde yer alan Tortum Gölü ve Tortum Şelalesi, doğa ağırlıklı bir devam rotası sunar.

Narman Peribacaları, rengini ve biçimini milyonlarca yıllık bir birikimin ardından kazanmış, kendi hâlinde duran bir coğrafya hazinesidir. Doğu Anadolu'nun bu az bilinen köşesi, gürültülü kalabalıklardan uzakta, sakin bir keşif arayanlar için tam da öyle bir duraklama noktasıdır.