Yazılıkaya (Midas Anıtı)
Eskişehir'in Han ilçesindeki Yazılıkaya, volkanik kayaya oyulmuş devasa Frig anıtı ve çevresindeki kaya sunaklarıyla birlikte bir açık hava tapınak alanı oluşturur.
Eskişehir'in kuzeyinde, Han ilçesine bağlı Yazılıkaya köyünün hemen yanı başında, volkanik tüf kayaların içine oyulmuş devasa bir yapı yükselir. Halk arasında daha çok Midas Anıtı olarak tanınan bu anıt, Frig uygarlığından bugüne ulaşan en görkemli kaya yapılarından biridir. Göreni ilk bakışta şaşırtan yapı, yalnızca tek bir kabartmadan oluşmaz; çevresindeki kayaya oyulmuş sunaklar, nişler ve oyuklarla birlikte bütün bir kült alanının merkezini meydana getirir.
Adını duyanların aklına önce Çorum'daki Hitit Yazılıkaya gelebilir; oysa Eskişehir'in Yazılıkaya'sı bambaşka bir uygarlığın, Friglerin izini taşır. İki yerin ortak yanı yalnızca kayanın yazı ve kabartmalarla buluşmasıdır.
Eskişehir'in kuzeyinde, Frig Yaylası'nın içinde
Yazılıkaya, Eskişehir il merkezinin kuzeyinde, Han ilçesine bağlı aynı adlı köyün sınırlarında yer alır. İç Anadolu'nun kuzeybatısına doğru uzanan bu kesim, tarih boyunca Friglerin yoğun biçimde yaşadığı bir yayla bölgesi olmuştur. Geniş düzlüklerin arasında aniden yükselen volkanik kaya kütleleri, yöreye kendine özgü bir görünüm kazandırır.
Anıta uzun yıllar boyunca hem "Midas Anıtı" hem de "Yazılıkaya" adı verilerek yaşatılmış; yakınındaki köy de bu adı taşımıştır. Çevredeki diğer kaya yapılarıyla birlikte burası adeta doğal bir açık hava müzesi oluşturur. Anıta ulaşmak için Eskişehir'den Han yönüne doğru yola çıkmak, ardından Yazılıkaya köyüne sapmak gerekir.
Kayaya oyulmuş devasa bir cephe
Anıtın en çarpıcı yanı, tüf kayanın düzleştirilmiş yüzeyine işlenmiş anıtsal cephesidir. Yaklaşık on yedi metre yüksekliğe ulaşan bu cephe, yukarıda üçgen bir alınlıkla taçlandırılır. Alınlığın kenarları, çift spiral (volüt) biçimindeki bezemelerle hareketlendirilmiştir. Aşağı doğru inildiğinde cephenin ortasında büyük bir niş, iki yanında ise daha küçük nişler görülür.
Kayanın yüzeyi, doğal dokusundan sıyrılarak neredeyse bir mimari yapı gibi işlenmiştir. Duvarları, kapı çerçevelerini ve sütun başlıklarını andıran çizgiler, burayı gerçek bir tapınak cephesine benzetir. Ancak karşımızda taş taş örülmüş bir bina değil, doğrudan ana kayanın içine açılmış bir yüz vardır. Bu yönüyle anıt, Frig ustalarının kaya işçiliğindeki ustalığını gözler önüne serer.
Ortadaki büyük niş, anıtın en çok dikkat çeken bölümüdür. Bu nişin içinde Frig alfabesiyle yazılmış bir yazıt bulunur. Nişin hemen önünde, geçmişte bir tanrıça heykelinin ya da kült nesnesinin yer aldığı düşünülmektedir. Yan nişlerin ise sunu veya heykel yerleştirmek amacıyla açıldığı tahmin edilir.
Midas adı ve Frig yazıtı
Anıtın Midas adıyla anılmasının nedeni, niş içindeki Frigçe yazıtta geçen Mida sözcüğüdür. Friglerin ünlü kralı Midas, bu adın en bilinen taşıyıcısıdır. Ancak yazıtın tam olarak ne anlattığı ve anıtın kime adandığı konusunda tartışmalar sürer.
Araştırmacılar, anıtın büyük olasılıkla ana tanrıça Matar Kubileya'ya (Kybele) adanmış bir kült yapısı olduğunu düşünür. Yazıttaki Mida adının ise tapınağa hizmet eden bir kişiye ya da krala işaret edebileceği öne sürülür. Bu yazıt, Frig dilinin ve yazısının günümüze ulaşan önemli örneklerinden biridir.
Anıtın yapım tarihi de kesin biçimde bilinmez; ancak MÖ 7. ve 6. yüzyıllara, yani Midas'ın yaşadığı dönemden sonrasına tarihlenmesi yaygın bir görüştür. Bu durum, anıtın tek bir kralın eseri olmaktan çok, Friglerin ana tanrıça kültü çevresinde gelişen uzun soluklu bir geleneğe işaret ettiğini gösterir.
Bir açık hava tapınak alanı
Yazılıkaya yalnızca anıtsal cepheden ibaret değildir. Anıtın çevresinde, kayaya oyulmuş çok sayıda sunak ve küçük düzenleme dikkati çeker. Bu sunaklar, bölgenin açık havada gerçekleştirilen dinsel törenlere ev sahipliği yaptığını düşündürür. Friglerin kutsal saydığı kaynaklar, kayalar ve yüksek noktalar, burada bir arada bulunur.
Kayanın üst kesimlerinde ve çevresinde, basamak biçimli oyuklara ve nişlere rastlanır. Bunların bir kısmı sunu çukuru, bir kısmı ise oturma ya da tören düzeniyle ilişkili olabilir. Anıtın önündeki alan, doğal bir toplanma yeri gibi kullanılmış görünür. Böylece Yazılıkaya, tek bir kabartmadan çok, doğanın içine yerleştirilmiş bir kült merkezi olarak değerlendirilmelidir.
Bölgenin volkanik tüf yapısı, ustaların kayayı kolayca işlemesine olanak tanımıştır. Ancak aynı yumuşak yapı, zamanla aşınma ve çatlamalara da yol açmıştır. Bugün anıtın yüzeyinde doğal yıpranmanın izleri belirgin biçimde görülür.
Çevredeki diğer kaya anıtları
Yazılıkaya, tek başına değil, çevresindeki benzer yapılarla birlikte anlam kazanır. Yakın çevrede Friglerden kalan başka kaya anıtları ve kaya mezarları da bulunur. Bunlar arasında aslan kabartmasıyla bilinen Aslantaş ve yılanlı kabartmasıyla anılan Yılantaş öne çıkar. Ayrıca Maltaş ve yarım kalmış izlenimi veren Bitmeyen Anıt gibi kaya yapıları da yörede yer alır.
Bu yapıların bir kısmı kaya mezarı, bir kısmı ise kült alanı işlevi görmüş olabilir. Yazılıkaya'nın bulunduğu geniş bölge, zaman zaman Frig Vadisi ya da Frig Yaylası olarak anılan coğrafyanın parçasıdır. Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya arasında yayılan bu alan, Frig uygarlığının izlerini topluca barındırır.
Ziyaret sırasında karşılaşacaklarınız
Yazılıkaya'ya vardığınızda sizi ilk karşılayan şey, kayanın ölçeği olur. Anıtın önünde durduğunuzda, insanın doğayı biçimlendirme çabası ile doğanın kendi görkemi aynı karede buluşur. Çevre oldukça sakin ve kırsaldır; gürültüden uzak, açık bir alanda yapayalnız yükselen bir anıtla baş başa kalırsınız.
Bölgeyi gezmek için en uygun zamanlar ilkbahar ve sonbahardır. Yaz aylarında güneşin etkisiyle taşlar oldukça ısınır; bu nedenle yanınızda su bulundurmak ve şapka taşımak faydalıdır. Anıtın çevresindeki kaya yüzeyleri yer yer engebeli olduğundan rahat ayakkabı giymek önemlidir. Köy ve çevresi, geleneksel kırsal yaşamın izlerini taşır; tarlalar, küçük yerleşimler ve geniş yayla manzaraları geziye eşlik eder.
Alanda günübirlik ziyaret dışında konaklama olanağı sınırlıdır. Bu nedenle Yazılıkaya'yı çevredeki diğer Frig anıtlarıyla birlikte planlayarak bir gün içinde gezmek yaygın bir tercihtir. Anıt ve çevresi, tarih meraklılarının yanı sıra doğa yürüyüşü sevenler için de ilgi çekici bir duraktır.
Çevrede görülebilecek diğer yerler
Yazılıkaya'ya giden yol üzerinde ya da yakın çevresinde, Friglerin bıraktığı başka izlere de rastlanır. Aslantaş ve Yılantaş gibi kaya anıtları, aynı kültürel coğrafyanın parçalarıdır. Han ilçesi ve çevresindeki köyler, bu anıtları keşfetmek için doğal birer çıkış noktası oluşturur.
Daha geniş bir gezi planlayanlar için Eskişehir merkezi, Porsuk Çayı kıyısındaki kent hayatı ve Odunpazarı'nın tarihi sokaklarıyla ayrı bir durak olabilir. Bölgeyi kuzeye doğru genişletenler ise Frig Yaylası'nın diğer köşelerinde yer alan kaya yapılarını da rotalarına ekleyebilir. Böylece Yazılıkaya, tek başına bir durak olmaktan çıkıp Frig mirasını bütünlüklü biçimde görebileceğiniz bir gezinin merkezine yerleşir.
Keşfetmeye Devam Et
Hamsilos Koyu
Karadeniz'in düz kıyı şeridinde denizin bir nehir gibi karaya sokulduğu Hamsilos Koyu, ria tipi kıyısı, çam ormanı ve sakin sularıyla Sinop'un en özel doğa duraklarından biridir.
İncele →
Dara Antik Kenti
Mardin'in Artuklu ilçesine bağlı Oğuz Mahallesi'nde yer alan Dara, kaya mezarları ve yeraltı sarnıçlarıyla Yukarı Mezopotamya'nın önemli sınır garnizonlarından biriydi.
İncele →
Mençuna Şelalesi
Artvin Arhavi'de bulunan Mençuna Şelalesi, etkileyici doğal yapısı ve keyifli yürüyüş parkuruyla dikkat çekiyor.
İncele →
Kaunos Antik Kenti
Dalyan kanalının karşısındaki kayalıklara oyulmuş anıtsal kaya mezarlarıyla ünlü Kaunos, Karya döneminden kalma bir liman kentidir. Antik tiyatrosu, liman kalıntıları ve kayalık yamaçtaki tapınak cepheli mezarlarıyla Dalyan'ın en çarpıcı duraklarından biridir.
İncele →İlgili içerikler

Eskişehir
Eskişehir, İç Anadolu'nun canlı öğrenci hayatı ve tarihi dokusuyla dikkat çeken şehirlerinden biridir. Porsuk Çayı ve Odunpazarı evleri gibi önemli yerleriyle öne çıkar.

Eskişehir Çibörek: Tatar Mutfağından Bir Lezzet
İnce açılmış hamurun içine çiğ kıymalı harç konarak yağda kızartılan çibörek, Kırım Tatar mutfağından Eskişehir'e uzanan bir lezzet mirasıdır. Bu yazıda çiböreğin kökeni, hazırlanış aşamaları ve kentte nerede yenebileceği ele alınıyor.

1 Günde Eskişehir: Odunpazarı ve Porsuk Çayı Rotası
Odunpazarı'nın tarihi evleriyle başlayıp Porsuk Çayı kıyısında sona eren, yürüyüş ve nostaljik tramvayla tamamlanan bir günlük Eskişehir rotası.

Ayasofya: Bizans ve Osmanlı Mirasını Taşıyan İstanbul Anıtı
Ayasofya, İstanbul'da iki büyük imparatorluğun izlerini aynı mekânda buluşturan, üç kez inşa edilmiş bir mimarlık anıtıdır. Yazıda yapının tarihi, kubbesi, mozaikleri ve değişen işlevi ele alınıyor.

2 Günlük Çorum Hattuşa ve Alacahöyük Rotası
Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa ile Tunç Çağı'nın önemli merkezi Alacahöyük'ü kapsayan, Çorum merkezden başlayıp Boğazkale ve Alaca hattını izleyen iki günlük tarih rotası.

1 Günlük Çanakkale Gelibolu Yarımadası Rotası
Eceabat çıkışlı, araçla yapılabilecek bir günlük Gelibolu Yarımadası rotası; şehitlikler, anıtlar ve Conkbayırı hattı boyunca tarih bilincini canlı tutan bir güzergâh sunar.